aramızda ufak bir fark var
Kadının Günlüğüne yazdıkları:
Bugün üç yıl bitti.Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü
kadar mutluyum. Tanrım, onu ne kadar seviyorum.Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var.
Bugün Cumartesi,bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin.
En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum.
Pişti, demleniyor.
Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim.
Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız...
Eve geldi sonunda.
Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki.Aman Tanrım, yoksa?
Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne
yaptığını sordum,
ağzında birşeyler Geveledi.Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın,hala uzak,hala kabuğuna
çekilmiş.Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor.Benden genç mi acaba?
İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın?Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım 'neyin var?'
diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık
dolu.. 'Yok birşeyim' diye geçiştirdi.O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum,
daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu.
Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile.
Belki de kilo alıyorum. Çok mu vır vır
yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı,ama eller hissiz, parmak
uçları soğuk... Stepe başlasam? Çocuk istesem? Yalan, yalan,
yalan.
Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar.
Bitti...Bittti...Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez
onun kollarına attım. Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım.Kocanın Günlüğüne yazdıkları :
Öff be, GALATASARAY yine yenildi. Ama, kuru fasülye güzeldi.......erkekler kalem gibidir......nekadar ince gözükseler de ham maddeleri odundur.
NE BENZETME AMA .. :))
NE BENZETME AMA .. :))
ÇAY'I ÇOK SEVDİĞİMİ SÖYLEYİNCE, YAŞLI BİR TEYZE ANLATTI GEÇENLERDE...
BAK OGLUM DİYE BAŞLADI SÖZE:
ÇAYIN ALT DEMLİĞİ EVDEKİ KAYINVALİDEDİR ; DEVAMLI KAYNAR DURUR..
ÜST DEMLİK EVDEKİ GELİNDİR; ALT DEMLİK KAYNADIKÇA O OLGUNLAŞIR, DEMLENİR...
GELİNİN KOCASI İSE BARDAKTIR; BİRAZ KAYNANA DOLDURUR ONU BİRAZ DA GELİN...
ÇOCUKLAR ÇAYIN ŞEKERİDİR ; TAT VERİR...
GÖRÜMCE İSE ÇAY KAŞIĞIDIR ; ARADA BİR GELİR VE KARIŞTIRIR GİDER...
KAYINPEDERE GELİNCE; O DA BARDAK ALTIDIR; DÖKÜLENLERİ BİR ARAYA TOPLAR...
KAYNANA EGZAMA YAPAR MI?
EGZAMA (DERMATİT)
Atopik ekzama : Çok yaygın görülen ve sebebi bilinmeyen bu kaşıntılı hastalık, karakteristlik olarak bebek, çocuk, ergenlik ve genç erişkinlerin yüz ve eklem iç derisi bölgelerinde ( dirsek iç, diz iç alanlarında, el bilekleri v.s. ) görülür.
Bu hastalıktaki en önemli sorun, kaşıntıdır. Devamlı kaşınma sonucunda deride kaşıntı izleri, deri çizgilerinde belirginleşme ve sonunda kronik deri kalınlaşması gelişir.
Atopik dermatiti olan hastaların sıklıkla astımı da vardır. Bahar nezlesi ( saman nezlesi ) çok sık görülür. Atopik dermatit, astım ve bahar nezlesinin, bağışıklık sisteminde olan bir hatadan kaynaklandığı mekanizması varlığı düşünülmektedir.
Atopik dermatit kalıcı ve aralıklarla alevlenerek devam edegelen bir hastalıktır. Yoğun ve inatçı kaşıntı çok rahatsızlık verdiği için yağlı nemlendiricilerin kullanılması hem hastalığın bulgularının rahatlamasını hem de derinin korunmasını sağlamaktadır.
Atopik dermatit tedavisindeki en etkili lokal tedavi, kortikosteroitler’dir. Son zamanlarda, immün spresif etkili, haricen kullanılan ilaçlar da tedavide etkili olarak kullanılmaktadır.
Şiddetli atopik dermatit hastalarında lokal tedaviye cevap alınamaz. Bu durumda sistemik kortikosteroitler, siklosporin,ultraviyole ışınları uygulanan tedavilerden bazılarıdır.
Seboroik ekzama : Toplumda çok sık görülen bu ekzama türü saçlı bölgelerde, kulak iç ve dış katlantılarında, burun kıvrımlarında, göz kapağı, kaş, çene alanları gibi yüz cildinde, derinin kasık, meme altı, koltuk altı gibi katlantı yerlerinde, gövdenin orta kısımları gibi deri bölgelerinde görülür.
Genellikle etkilenen deri bölgelerinde pullu, kabuklu, kırmızı görüntüler olabildiği gibi çok sayıda küçük, iltihaplı görüntüler de olabilir. Orta ve ileri yaş erkeklerde daha sık görülen üst gövde seboroik dermatit tutulumlarında özellikle yuvarlak şekilli pullanmalar görülür.
Seboroik dermatit, her iki cinsiyette ve her yaşta yaygındır. Seboroik dermatitte tedavide hafif kortikosteroidli preparatlar, mikrobik sebebi ortadan kaldıran lokal tedaviler etkili olabilmektedir.
Nummuler ekzama : Sebebi bilinmeyen özellikle kol ve bacaklarda pullu, kaşıntılı, kırmızı, sınırları keskin, yuvarlak alanların bulunmasıyla ayırt edilen bir ekzama türüdür.
Nummuler ekzama, deride görülen yuvarlak, kırmızı, pullu özellikleri nedeniyle; sedef hastalığı, mantar hastalığı, bowen hastalığı ile ayırıcı tanısı yapılır.
Tedavide genellikle kortikosteroidler, lokal formda kullanılmakta ve nemlendiriciler tedavide ek olarak fayda sağlamaktadır.
Bacak ekzaması : Diğer adıyla Venöz ekzama’dır. Hastaların çoğunda görülen ekzama toplardamar ülser tedavisinde kullanılan lokal bir tedaviye karşı gelişen alerjik temas duyarlılığı sonucunda oluşur.
Tedavide temas aşırı duyarlılığı tespit edilip sorumlu ilaç kesilmelidir. Yumuşatıcı ve hafif kortikosteroid merhemler kullanılabilir.
El ve Ayaklardaki Pomfliks ekzama : El ve ayaklarda yerleşen, özellikle parmak yan yüzlerinde küçük küçük çok sayıda su toplamış görüntülerle seyreden pomfliks dermatitde el ve ayaklar birlikte yada ayrı ayrı hasta olabilir.
Hastalığın oluşma zemininde terleme bozukluğu, nikel metaline karşı temas alerjisi, duygusal yoğunluk ve stres etkili olduğu düşünülmektedir. Hastalık şiddetli kaşıntıya yol açabilir. 12-40 yaşları arasında sıklıkla görülür. Nüksler olabilir.
Tedavisinde yaş pansuman, lokal kortikosteroidler ilk seçeneklerdir.
Kuruluk ekzaması : Bacak derisinin ön kısmı, uyluğun ön ve yan kısımları, üst kol ve ön kolların dış yüzleri ve sırt, bu ekzamada en etkilenen deri bölgeleridir. Tutulan deri alanları, kaşıntılı, pembe, pürtüklü, küçük ince deri yarıkları olan, deri çizgilerinin belirgin olduğu, tuhaf bir kaldırım taşı döşemesi görüntüsündedir. Özellikle nem oranı az olan bölgelerde yaşayan kişiler ve çok sıcak banyolardan sonra daha sık görülür.
Tedavide nemlendiriciler ve gerektiğinde hafif kortikosteroidler lokal olarak kullanılır.
Alerjik ekzama : Derinin bir maddeyle temas ettiğinde gelişen aşırı duyarlılık sonucu deride görülen kaşıntılı, kızartılı, sonrasında su toplamalı, gelişen döküntülerle adlandırılan bir ekzama türüdür.
Yaşantımızda çok sayıda madde alerjik temas ekzaması yapabilir. Ekzama çok ani olduğunda döküntü, maddenin deriye temasından birkaç saat sonra oluşmaya başlar. Bu durumda ilk başta kaşıntı olur ve maddenin deriye temas ettiği alanda kızarma, şişme ve su toplama oluşmaya başlar. En yaygın görülen alerjik temas ekzaması nikel metali kaynaklıdır. Örneğin kot kumaşının metal düğmelerindeki nikele bağlı gelişen alerjik temas ekzaması buna en güzel örnektir. Bazen alerjiler boyalara karşıda gelişebilir. Giydiğimiz elbiselerdeki boyalar temas ekzaması yapabilir. Bazı kremler, merhemler, koyun yünü yağı, saç boyaları, kozmetikte kullanılan parfümler temas ekzaması yapabilir.
Alerjik temas ekzaması çok sık görülür. Çocuk ve yaşlılarda sıklığı daha azdır.
Alerjik temas ekzamasının tanısında, cilt doktorunun uygulayacağı deri yama testi ( PATCH testi ) sıklıkla kullanılır). Bu testte alerjiye neden olabilecek olası maddeler 48 saat boyunca özel kaplar içerisinde deri ile temasta bırakılır. 48 ve 72 saat sonrasında test sonucu pozitif ise o deri alanında kızarıklık, şişme, su toplama gibi döküntü gelişir. Test sonucunda alerjen olarak tespit edilen maddeler pozitiflik derecesine göre rapor edilir. Ve maddeler hakkında bilgi verilir.
Alerjik temas ekzamasında tedavide, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek ve deriye tekrar temasını önlemek çok önemlidir. Lokal kortikosteroidler ve nemlendiricilerin kullanımı alerjik temas ekzamasının iyileşme hızını artırır.
İrritan ekzama : Deriye temas eden, derinin fizyolojik koruma fonksiyonunu hasara uğratan, kimyasal ( örneğin: alkali asit çözeltileri,deterjan ) ve fiziksel ( örneğin : ultraviyole ve röntgen ışınları ) etkenlerle temas sonucu ortaya çıkan ekzama türü, irritan ekzamadır. Bu ekzama türü irritan maddenin, deriye temas yerinde yeterli miktarda ve yeterli sürede kalmasıyla ortaya çıkar. İrritan ekzamalar genellikle irritan maddenin deriye temas ettiği yer ile sınırlıdır. Bazen yaygın temaslar sonucu geniş döküntülerde oluşabilir. Pullanma, kırmızı, deride yarık ve küçük yaralı alanlar görülür. En sık el cildi tutulur. Avuç içi ve parmakların iç yüzleri sıklıkla etkilenir. En sık ev kadınlarında görülen “ev kadını ekzaması” süregelen bir irritan ekzamadır. Aşırı su, sabun ve deterjan birlikteliği ile ortaya çıkması kolaylaşır. Kuaförler, aşçılar, sağlık personeli, temizlik işçileri en önemli risk grupları arasındadır. Hastalık kronikleştikçe parmak çevresi enfeksiyonları ve tırnak bozuklukları gibi komplikasyonlar da tabloya eklenebilir. Hastalık aylarca, bazen yıllarca sürebilir. Derideki yarıkların derinleşmesi ile kanama oluşabilir.
İrritan ekzamayı kontrol altına alabilmek için iritasyonun önlenmesi gereklidir. Tedavide lokal kortikosteroidler geçici bir rahatlama sağlayabilirler.
SAKİNLEŞTİRİCİ BİTKİ BANYOLARI
SAKİNLEŞTİRİCİ BİTKİ BANYOLARI
Ilık suyun içine lavanta,sardunya yaprağı ve köknar ağacının yapraklarından ekleyin. Suda yarım saat kaldıktan sonra tüm stresinizin yok olduğunu farkedeceksiniz. Lavanta hoş kokusuyla, sardunya sakinleştirici etkisiyle sizi rahatlatacak ve sakinleşmenizi sağlayacaktır. Köknar ağacı yapraklarının enerji verici ve canlandırıcı etkisiyle enerji depolamış olacaksınız.
Strese Karşı Bitki Banyoları
Ilık suyun içini lavanta yağı ve lavanta yapraklarıyla doldurun. Suyun içinde istediğiniz kadar kalabilirsiniz. Vücudunuzun gevşediğini hissedeceksiniz. Lavantanın kokusu rahatlatır ve güzel düşler kurmanıza yardımcı olur. Böylelikle stresten kurtulup kendinizi daha rahat hissedersiniz.
Baş ağrısı için Bitki Banyoları
Ilık suyun içine nane yağı, lavanta yağı, papatya yağı ve çarkıfelek yağı koyarak içinde 15 dk. bekledikten sonra soğuk bir duş alın. Nane yağındaki mentol cildi ferahlatır ve gözeneklerin açılmasını sağlar. Lavanta adele ağrılarına iyi gelir. Papatya ve çarkıfelek tansiyonu ayarlar. Bu otların karışımı beynimize sinyal göndererek başta oluşan ağrıları yok eder. Arkasından alacağınız soğuk duş sizi canlandıracaktır.
kaynana stresinden kurtulmak için nasıl yaşamalı:)))
| ||||
Stresle baş etmenin 12 yolu: 1. Stres kaynağını belirleyin Stres yaratan kaynağı ortadan kaldırmak için atacağınız küçük adımlar sonucu bedeninizin stresle başa çıkma kapasitesini artırabilirsiniz. 2. Sorun çözme ve yapıcı diyaloglarla Karşınıza çıkan durumlarla daha iyi baş edebilirsiniz. Örneğin zaman veya finansal yönetim konularında bir uzmana danışabilirsiniz. Sorunları çözme konusunda kendinize güveninizi artıracak adımlar atın. 3. Beden kimyasına yardım edin Fiziksel açıdan bakıldığında bedenin strese tepkisi tamamen kimyasaldır. Bu tepkiyi gerçekleştiren hormonlar ve diğer öğeler yiyecek seçimlerimizden ve çevremizden etkilenirler. Besin değeri yüksek yiyecekler tüketmek hem hormonlarımızı hem de sinir sistemimizi destekleyerek stresle baş etmemizi kolaylaştırır. Kahve gibi uyarıcılar ve gıda katkıları bu sistemlerin işleyişlerini ağırlaştırırlar. 4. Daha çok meyve ve sebze tüketin Magnezyum, potasyum, kalsiyum ve C vitamini ile B vitamini açısından zengin besinler sinir sistemimizi ve stres tepkisini kontrol eden böbrek üstü bezlerini beslerler. Taze sebze, kuru yemiş ve çekirdeklerde bol miktarda bulunurlar. Yeşil yapraklı sebzeler, magnezyum ve kalsiyum açısından zengindir. Meyvelerin çoğu ise potasyum ve C vitamini kaynağıdır. Renkli yiyecekler seçin - yeşil, kırmızı, portakal ve sarı renkler. Bu yiyeceklerin içerdiği vitaminler, mineraller ve diğer bitkisel besinler bedenin kendini onarma sürecini destekler. 5. Tam yulaf bitki bilimde sinir sistemini teskin etmekte kullanılır. Bir çanak yulaf ezmesi sizi hem sakinleştirir hem de kandaki şeker seviyesini dengeler. 6. Daha çok su için Bedenimizin %75'i sudur ve susuz kaldığında stresle baş etme becerisini kaybeder. Susama hissi, beden ileri derece susuz kaldığında ortaya çıkar. Günde en az 8 su bardağı su için (kahve, çay, gazlı içecekler veya bira su yerine geçmez). 7. Sakinleştirici bitkilerden yararlanın Stres ve endişeyi bu bitkilerle azaltın. Lavanta, Melisa (Oğul otu, Lat. Melissa officinalis, Ing. Lemon Balm) ve Dunal otu (Lat. Withania somnifera) çaylarını doğal ürün dükkanlarında bulabilirsiniz. Homepatik karışımlar ve bitki özleri de güçlü sakinleştiricilerdir. 8. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin Strese verdiğimiz tepki bağışıklık sisteminin işleyişini engelleyerek bedenimizi soğuk algınlıklarına ve iltihaplara yatkın hale getirir. Çinko, C vitamini ve Ekinazya (Lat. Echinacea angustifolia) ya da bir Geven (Lat. Astragalus) türü olan Astragalus membranaceus gibi bağışıklık sistemini güçlendirici bitkiler bu konuda yararlıdır. Kabak çekirdeği ve zencefil kökü çinko açısından zengindir. Taze biber çeşitleri yüksek dozda C vitamini içerirler. 9. Stresle baş etmek için egzersiz yapın Hafif egzersiz yapmak endorfin, yani mutluluk hormonlarının üretimini artırır. Kan basıncını düşürür ve şeker seviyesini düzenler. Yoğun egzersiz ise bastırılmış öfkenin dışavurularak temizlenmesini sağlar. 10. Sigara ve alkol tüketimini azaltın Beden bu maddeleri metabolize etmeye çalışırken özellikle sinir sistemi ve böbrek üstü bezleri için değerli besinleri ziyan eder. 11. Masaj olun Masajın sinir sistemi üzerinde gevşetici bir etkisi vardır ve kasılmış adaleleri yumuşatır. Ayrıca masaj sırasında kendimizi iyi hissetmemiz de hormonlarımızı harekete geçirir ve duygularımıza yansır. 12. Yeterince uyuyun Eğer uyumakta zorlanıyorsanız papatya, pasiflora ve kedi otu kökü gibi sakinleştirici bitkilerden yararlanabilirsiniz. |
Gelin Kaynana Probleminin Nedenleri
Aynı erkeğin gözünde önemli olma isteği kayınvalideler ve gelinler arasında bitmez tükenmez çekişmeler yaşanmasına yol açmıştır.Kıskançlık ve çekememezlik zaman zaman hat safhalara çıkmış ve iki kadının birbirlerini üzmek adına inanılmaz kötülükler yaptıkları gözlenmiştir.
Kaynana kocasından görmediği sevgiyi oğlundan istiyor.
Kaynanalar yüzünden uyumlu çiftlerde bile kavga çıkabiliyor.
Şiddeti barındıran ailelerde erkeğin kadını dövmesinin ardında çoğu zaman erkeğin annesi oluyor.
Kaynana acı çekmişse, büyük travmalar geçirmişse gelinin de acı çekmesini istiyor.
Erkek eğer annenin yaşam garantisiyse bu rekabet daha da acımasız hale dönüşebiliyor. Öte yandan kaynana oğlunun sevgisini ve şefkatini paylaşmak istemiyor.
Sorun yaratan kaynana düşünceleri: “Bu çocuğu ben doğurdum, Onun bana hep ihtiyacı var. Onu korumalıyım. Oğlumun beni unutmaması için yanında olmalıyım. Kontrol bende. Oğlumun evi benim evimdir.”
Sorun yaratan gelin düşünceleri:“Kayınvaldem her konuda yaşamımıza karışıyor. Sürekli ne yapmam gerektiğini söylüyor. Oğluna hizmetçi tutmuş gibi davranıyor. Sanki benim tek işim oğlunu mutlu etmek. Sürekli dedikodumu yapıyor. Her fırsatta oğluna benim hakkımda kötü laflar söyleyip şikayet ediyor, bizi kavga ettiriyor. Oğlundan beni ayırmak için elinden geleni ardına koymuyor.Her fırsatta benim hatalarımı ortaya çıkarmak için uğraşıyor.Bana karşı çocuklarıma olmadık şeyler anlatıyor. Eşyalarımı karıştırmasından nefret ediyorum. ”
Kayınvalide – gelin problemleminin çözümü belki de anlayışlı olmayı, ön yargılarımızdan kurtulmayı, empati kurabilmeyi ve hepsinden önemlisi güç kavgasına girmemeyi başarabilmekte yatıyor.
Erkek annesine özelini anlatıyor
Aslında Türkiye'de kadınlar sadece sevdikleri erkekle değil, onun ailesiyle de evleniyorlar. Hangi sosyal statüden olurlarsa olsun. Doğru mu?
-Evet. Hatta bazen sadece aileyle evleniliyor. Türkiye'de erkek annesi oğlunun seveceği kadının tarzına bile karışma hakkına sahip. Oysa normali ciddi bir sorun çıkana kadar karışmamaktır. Örneğin gelin çok problemli bir insandır ya da ciddi uyuşturucu sorunu vardır, o zaman müdahale edilebilir. Ama Türkiye'de kaynanalar yüzünden en uyumlu çiftlerde bile kavga çıkabiliyor.
Kavgaların ana sebebi nedir?
-Demin ailesiyle evleniyor dedik ya, Erkek anneleri oğlunun evliliğinin özel detaylarına bile karışabiliyor. Örneğin 'ne zaman çocuk olacak' gibi. Aile sürekli iki bireyin evliliğinin içinde. Bizde erkekler de fazla konuşup laf taşıyabiliyor. Oysa batı toplumlarında erkek bu konularda çok daha az konuşuyor. Türkiye'de ise erkek annesiyle özel hayatını, evliliğinin detaylarını etraflıca paylaşıyor. Her şeyi anlatıyor.
Peki çözüm nedir?
-Aile ilişkilerinin demokratikleşmesi gerekiyor. Bu çok önemli, çünkü kendini aile içinde özgür hissetmeyen birey dışarıda ne yapabilir? Sürekli aile ilişkileri içindeki travmayla ezilen kadın, egoizmle diğer insanları ezecek ya da ezilmelerine göz yumacaktır.
Gelin ne yapacak, yani bu demokratik ortamı nasıl sağlayacak?
-Gelin açık ve seçik olarak sorunlarını kocası ve kaynanasıyla konuşacak.
Kolay mı konuşmak? Rahatsızlıklarını dile getirdi diye dayak yiyen kadınlar var Türkiye'de.
-Evet haklısınız, o yüzden susuyor zaten kadın. O kadınlara bizim ulaşmamız gerekir. Dayak yediği takdirde korunacağını ve hakları ihlal edildiği zaman hakkını arayabileceğini bilmesi gerekiyor. Ben bu konuda yapılan tartışmaları son derece olumlu buluyorum. Eskiden çocuğunu psikologa götürene bile kötü gözle bakılırdı şimdi herkes olaya bilimsel yaklaşmak istiyor.
kaynak:sabah
İngiltere Almanya kaynana sorununu çözmüş
Ortadoğu ülkelerinde kaynana yine çok dominant. Oralarda da aynı problemler yaşanıyor. Ayrıca Akdeniz ülkelerinde de benzer sorunlar var. Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkelerde kaynana-gelin ilişkilerinde büyük kaoslar yaşanıyor. Hani Fellini filmlerinde sıkça görürüz, anne oğluyla bir türlü göbek bağını koparmayı istemez, müthiş aile problemleri yaşanır. Kaynana sorununun neredeyse hiç olmadığı ülkeler ise Almanya, İngiltere. Çünkü onlar bir şekilde bireyin mahremiyet sorununu çözmüşler. Aile içi ilişkileri bize oranla son derece mesafeli. Toplumda kadına saygı fazla, kadının yeri çok önemli. Yani kadına saygı kamu alanında olduğu kadar özel alanda da var. Tabii ekonomik düzey açısından bakıldığında bu ülkede yaşayan kadınların daha erken yaşlarda çalışma hayatına atıldığını görüyoruz.
kadın kocasından görmediği sevgiyi oğlundan istiyor
Sosyolog Prof. Narlı, gelin-kaynana çatışmasının Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olduğunu söyledi.
"Kadınlar hangi statüde olursa olsun sadece sevdiği erkekle değil, erkeğin ailesiyle de evleniyor. Erkek annesiyle özel hayatını, evliliğin detaylarını paylaşıyor. Kaynana kocasından görmediği sevgiyi oğlundan istiyor. Ve kaynanalar yüzünden uyumlu çiftlerde bile kavga çıkabiliyor. " ![]()
Prof. Dr. Nilüfer Narlı'ya göre Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri gelin kaynana çatışması. Narlı, kaynana problemini sevgisiz evliliklere bağlıyor. "Erkek çocuk annesi, sosyal statüsü ne olursa olsun, oğluyla göbek bağını bir türlü kesmek istemiyor. Ayrıca oğlunun şefkatini geliniyle asla paylaşmak istemiyor".
Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı ile televizyon programlarıyla gündeme gelen gelinkaynana çatışmasını konuştuk. Narlı, kaynana sorununun Türkiye'nin kanayan yaralarından biri olduğunu söylüyor. Narlı'ya göre bireylerin mutluluğu için bu konuda kapsamlı bir araştırma yapılıp çözüm üretilmesi şart. Narlı "Kaynana sorununun temelinde kocasından şefkat göremeyen kadının oğluna bağlanması yatıyor" diyor.
Televizyondaki gelin-kaynana programları hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Türkiye'nin önemli yaralarından biridir kadın sorunu. Kadının ailede ve toplumda ezilmesinden bahsediyorum. Yapılan bütün değişikliklere rağmen, kadın hâlâ eziliyor. Kaynana programları bunun adeta bir göstergesi. Bir örnek vereyim, Türkiye'deki ailelerin yüzde 58'inde şiddet var. Çoğunda erkeğin kadını dövdüğünü görüyoruz. Ama bu dayağın arkasında çoğu zaman erkeğin annesi var.
KADIN İNTİKAM ALIYOR
Yani erkeği, karısına dayak atması için annesi mi cesaretlendiriyor?
-Çoğunda öyle. Çünkü o kadın da geçmişte dayak yemiş, gelinin de aynı acıyı çekmesini istiyor. Biz buna "Kurban edilmenin egoizmi" diyoruz. Tamamen bir intikam. Eğer siz acı çekmişseniz, büyük travmalar geçirmişseniz diğer insanların da acı çekmesini istiyorsunuz. Normal bir tepki.
Herkeste var mı bu intikam duygusu? Yani tam ters davranan yok mu, örneğin gelinine yardım eden?
-Var. Kadın ya intikam alıyor ya da tam tersi davranıyor. Kendi acı çektiği için başkalarının acı çekmesini engellemeye çalışıyor. Başkalarını bilinçlendirmek için uğraşıyor. Ama bu kesim çok daha az.
Yani çoğu kaynana gelininin üzerinde kurduğu baskıdan zevk alıyor.
-Kesinlikle. Erkek annesi için hayatındaki en önemli kararlardan bir tanesi oğlunun evliliği. Bu evlilik anne için hayatını garanti altına alan kişinin evliliği oluyor. Tabii ekonomik durumu vasatın altındaki ailelerden söz ediyorum. Anne mümkün olduğunca evlilik kararında etkin olmak istiyor çünkü bu onun hayatını, sosyal statüsünü, oğluyla ilişkilerini de biçimlendiriyor. O yüzden de hırçınlaşabiliyor. Aslında kadın, kendisine göre rasyonel bir davranış sergiliyor.
SUÇ SEVGİSİZ EVLİLİKLERDE
Sosyo-ekonomik durumu daha kötü olanlar için durum böyle. Peki gelir düzeyi yüksek kesimde niye aynı kaynana-gelin çatışmasını görüyoruz?
-Haklısınız o kesimde de durum aynı. Gelin-kaynana çatışmasında biraz önce saydığım rasyonel etkenlerin dışında bir de irrasyonel faktörler var. O durumda ben şöyle bir açıklama getirebiliyorum. Türkiye'de birçok evlilikte kadın-erkek ilişkilerinde sorun var. Hele geçmiş kuşaklarda bu sorun çok daha fazlaydı. Yani karı-koca aslında pek de sevgili olamadılar. Ya görücü usulüyle yapılmış evlilikler gördük ya da aynı sosyal çevre ailelerinin birbirine kız verip almasını. Ekonomik durumu düşük olan aileye yük olmamak için gidip evleniyor, ekonomik durumu iyi olan ise kendisine daha iyi bakacak bir erkek arıyor. Böyle kurulan evliliklerde sevgiyi aramak pek de mümkün değil. İşte bence bu yüzden kadınlar kocalarından göremedikleri, kendilerinin veremedikleri sevgiyi çocuklarına yöneltiyorlar. Özellikle de erkek çocuklara.
Bu normal bir durum mu?
-Çok patolojik bir durum. Türkiye'de karı-koca ilişkilerinde sevgi ve şefkat eksikliği var. Bence bu konuyla ilgili sistematik bir araştırma yapmak gerekiyor. Düşünsenize Türkiye'de en önemli boşanma nedenlerinden biri erkeğin annesinin yarattığı sorunlar. Hem de dördüncü sırada geliyor bu etken.
13'LÜK OĞLUNU YIKAYAN VAR
Anneler kocalarından göremedikleri şefkati ve sevgiyi erkek çocuklarına yöneltiyor dediniz. Bunu biraz açabilir misiniz?
-Örneğin Türkiye'de bir gelenek vardır. Erkek çocuk 12-13 yaşına kadar annesiyle hamama gider. Erkek çocukların çoğu o yaşa gelene kadar kadınların arasında büyüyor zaten. Tabii geleneksel aile tiplerinden bahsediyorum yine. Babaya, kahveye ve daha sosyal ortamlara uzak yetişiyorlar. Özellikle Avrupa'da çocuk bir yaşa geldikten sonra mahremiyetini korumasına izin verilir. Bizde erkek çocukların kendi özel sınırları yokmuş gibi davranılıyor.
Ya kız çocuklar?
-Oraya geliyorum. Bizdeki mahremiyet anlayışı çok farklı. Büyük ölçüde kadının mahremiyeti üzerinde yoğunlaşıyoruz. Kız çocuğun evin dışındakilere gözükmemesi çok önemli. Ama nedense, evin içindeki erkek çocuğun mahremiyeti göz önüne alınmıyor.
GELİN-KAYNANA İKİ RAKİPTİR
Bu durum anne-oğul ilişkisini hastalıklı bir boyuta taşımıyor mu?
-Evet. Benim o hastalıklı boyut üzerine yapılmış bir çalışmam yok. Onu ensest ve çocuk istismarı konusunda çalışmalar yapan uzmanlara sormak gerekir. Ama şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim, bazen bu istismar sadece algılama düzeyinde bile olabiliyor. Anneler, hangi kültür ya da ekonomik seviyede olursa olsun, erkek çocuklarıyla olan psikolojik bağlarını koparmak istemiyorlar. Tabii ki sevgi bağı hiçbir zaman kopmamalıdır, ama göbek bağını da kesmek lazımdır. Göbek bağı doğumda kesiliyor belki ama, anne erkek çocuğunun göbek bağını bir türlü bırakmak istemiyor.
Dolayısıyla gelinine düşman olabiliyor.
Kesinlikle. Bir de şu var, genelde erkek çocuk kız çocuktan değerli. Ben bugün hala Anadolu'da erkek çocuk odaya girdiği zaman ayağa kalkan kadınlar olduğunu biliyorum. Kendi gözlerimle gördüm. Özel bir kıymeti var o çocuğun. Türkiye'de sadece Ege'de kız çocukları şımartılıyor diğer tüm bölgelerde erkek çocuğa oranlı kız çocuk daha değersiz.
O zaman kaynana programlarında herkes kendisinden bir şey buluyor, kendi sorunlarını izliyor. Bu yüzden mi çok seyrediliyor sizce?
-İnsanlar kendi hayatlarından çok önemli parçaları gördüler orada. Bir tür terapi seansı gibi. Tabii şunu unutmamak lazım ki, olayların ekrandan yaşanmasıyla gerçekte yaşanması arasında büyük bir fark var. Garip ama insanlar ekranda normal hayattan çok daha cesur olabiliyorlar.
Niye sizce?
-İnanır mısınız bu sorunun cevabını daha bulamadım. Ekranda özel hayatlarının detaylarını konuşuyor, karı-koca kavgası edebiliyorlar. Daha alt gelir grupları bütün kirli çamaşırlarını ortaya dökebiliyor. Bu durum gerçekten de çok düşündürücü.
Gelelim gelin kaynana ilişkisine, aslında iki kadının arasındaki ilişki de hiçbir erkeğin anlamayacağı türden değil mi?
-Kesinlikle. O da başka bir ilişki. İki rakip haline geliyorlar çünkü öncelikle paylaşılan bir erkek var ortada. O erkek eğer annenin yaşam garantisiyse bu rekabet daha da acımasız hale dönüşebiliyor. Öte yandan kaynana oğlunun sevgisini ve şefkatini paylaşmak istemiyor. Bir de gelenekler var tabii, gelin kaynanaya hizmet etmek zorunda, göz göze bakmamalı, başını yerden kaldırmamalı gibi... Örneğin Anadolu'da çoğu kadın kaynanasının yanında kocasına ve çocuğuna ilgi gösteremez. Bütün bu şartları düşündüğünüz zaman çatışma çıkmaması pek de mümkün değil.
Aslında yine dönüp dolaşıp kadın sorununa geliyoruz değil mi?
-Tabii. Türkiye'de kaynana çok dominant bir figür, bunun üzerine mutlaka araştırmalar yapılıp gelin- kaynana çatışmasını engelleyecek çözümler getirilmeli. Aslında bu programlara olan ilgi çatışmanın boyutunun ne derece ilerde olduğunun ipuçlarını veriyor bize.
Son günlerde birçok dizide de benzer kaynana figürleri görmeye başladık. Bunların etkisi toplum üzerinde olumlu mu yoksa olumsuz mu?
-Tek tek dizileri incelemem gerekir bu soruya cevap vermem için; ama şunu biliyorum ki bu diziler toplumun bir yansıması. Kadının statüsü aslında yaş ilerledikçe değişiyor biliyor musunuz? Örneğin evliliğinin ilk yıllarında kadın çok pasif. Kocanın otoritesi son derece baskın. Sonra kadın çocuk sahibi oluyor. Koca bu arada yaşlanıyor ve bazen hastalanıyor. Geleneksel ailelerde kadın 50 yaşından sonra aileyi yöneten duruma geliyor, düşünsenize. Yani bütün güç onda oluyor, kararları kadın veriyor. Eline geçen bu gücü değerlendirmek isteyen kadının ilk çatışması kuşkusuz geliniyle oluyor.
kaynak:sabah
« Önceki ::






